28 Ağustos 2008 Perşembe

Beni Böyle Koşturan Yaşama Sevinci

Şimdi buradayım. Yıllar sonra döndüğüm bu evdeyim. Odamdayım. Bilgisayarım açık inceden bir müzik çalmakta. Uykum yok sadece müziği dinliyorum. Bilgisayarın başında bir heykel gibi duruyorum. Bir anda saat gözüme çarpıyor. Saat 05.00 sabah olmak üzere. Ben ise hala düşünüyorum. Sizlerle olmaktan mutlu muyum? Bu dünyaya ait miyim? Sabah olacak az bir zaman kaldı. Birçoğunuz mutlu. Çünkü gece seviştiniz ya da sevişmediniz ne fark eder. Sadece özgür ve rahat bir uykuya daldınız. Sevdiğiniz yanınızda. Ben ne yapayım diyorum kendi içimden. Uyudunuz sabah kalktınız. Bir sürü halinde hareket etmeye başlayacaksınız. Mutlu olmayı işinizde ya da başka bir şeyde küçük bir kaçamakta arayacaksınız. Biraz daha fazla para elde etmek için çalışarak kendinizden geçeceksiniz. Kahvaltınızı edecek. Bir araca bineceksiniz. Hiç bir şey düşünemeden. Düşündüğünüz tek şey siz kendiniz. İşte o kadar bencilsiniz. Bu gün ne yapacağınızı düşüneceksiniz. Patrondan nasıl kaçacağınızı. Biriken işlerinizi nasıl bitireceğinizi düşüneceksiniz. Sadece kendiniz için düşüneceksiniz. Bencilliğiniz hat safhada. Her gün aynı yoldan geçerken o yoldaki dilenciyi hiç düşündünüz mü? Veya o bakkalın ne durumda olduğunu? Her gün sigara aldığınız insanın halini hatırını en son ne zaman sordunuz? Ama birçoğunuza sorsalar nasıl bir insansınız diye. Herkes kendinden öyle bir bahseder ki. Kendi mükemmeldir. Gidelim birde dilenciye yada bakkala sorarlım sizi. Ne dersiniz? O ne diyecek sizin hakkınızda.

Bencilliğinizi düşünecek bir saate değilim. Sizin gibide olmayacağım. Sizin mutluluklarınızı paylaşmayacağım. Çalışma sonunda aldığım paranın fazla olması beni mutlu etmeyecek. Daha farklı şeylerde mutluluk aramam gerek. Arayacağım ama elimde olanları düşünürsek beni mutlu edecek bir şey yok. Son bir dal sigaram. Kasvetli odam. Bilgisayarım ve müziğim. Birde hiç bozulmamış dokunulmamış yatağım. Ne mutlu eder beni. Kim sarar bu yaraları. Kim benim kadar düşünür. Ne olur ne geçer bu hayatta. Şimdi şu dakikada insanlar ne yapıyorlar. Benim gibi olan var mı? Yoksa herkes mutlumu? Diye kendi içimde düşünürken gözüme birkaç şey çarptı. Bunlar benim aradıklarımdı. Bir tek sigara. Bir gazı kaçmış kola. Birde buradan çıkmama yarayacak anahtar. Daha ne isteyebilir ki insan? Düşüncelerim hızlanmıştı. Kolayı kaptım anahtarı giydiğim kaşkollü hırkamın cebine attım. Bir elimde kola bir elimde sigara çakmak açtım kapıyı çıktım dışarı. Şimdi kapının önündeyim merdivenler özgürlüğüme mutluluğuma gidiyor. Ayaklarım hızlanıyor. Yukarı çıkıyorum. Cennete daha yakın olmayı düşünüyorum. Mutlu olma düşüncesi şimdiden beni mutlu ediyor.

Şimdi damdayım. Sigaramı yaktım. Gazı kaçmış kolayı şekerli su niyetine içiyorum. Ve güneş yüzüme doğuyor. Güneşin doğuşunu izlemek mutlu ediyor. Çünkü güneş her zaman bana mutlu gibi görünüyor. Artık mutluyum güneş ve ben. Yalnızda değilim. Kimsesizde değilim. Güneş beni ısıtmaya devam ediyor. En azından o beni düşünüyor. Siz en son ne zaman güneşin doğuşunu izlediniz? Yâda hiç izlediniz mi? Mutlaka izleyin.

“Denizkızı girmiş düşünceme gayri ben iflah olmam. Dolanınca ağa bir çocuk bile çeker beni sandala. “ (2004 Yazılmıştır)

0 yorum:

  © Blogger template 'The Comic Series' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP